Küçük bir öykü..
Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.
Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçektende Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.
Pahoma “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek yada koşarak ulaştığın bütün yerler senindir fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım” der. “seni başladığın yerde görmek istiyorum yoksa bütün hakkını kaybedersin” der.
Pahom güneşin doğuşuyla birlikte başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker orayıda almak için koşmaya başlar.
Şu bag bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş.Daha hızlı koşar, koşar ama artık kesilir takati.Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken Pahomun burnundan kanlar damlamaya başlar.Tam başladığı noktaya yaklaşmışken bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz.
Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahomu bu mezara gömerler. Reis pahomun mezarının başında durur şöyle der “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”